4 Şubat 2009 Çarşamba
Tropic Thunder
Tropic Thunder Tom Cruise Dance - For more funny movies, click here
Harika filmin en bomba sahnesi. Böyle dans etmeyen ne olsun!
3 Şubat 2009 Salı
David Guetta - Just a Little More Love (Wally Lopez Remix)
KFY Bildirisi
Sayın Efsane Başkanımız Ali Şen, Size Sesleniyoruz !Fenerbahçe tribünleri olarak artık dayanma sınırlarını çoktan aştık, sabrımız taştı. Çok uzun süredir üstümüze oynanan oyunlarda artık son noktaya gelindi. Devletin emniyet güçlerinin de anlaşılmaz tutumuyla Aziz Yıldırım'ın bizlere yaptıklarını tekrar herkese anlatmak ve bizi bu durumdan çıkarabilecek tek kişi olan Ali Şen Başkanımız'a seslenmek istiyoruz.
Efsane başkanımız, 96'da Trabzon'da sahaya inerek sahip çıktığınız Büyük Fenerbahçe Taraftarı'nın içinde bulunduğu durumu size anlatmak ve bu antidemokratik, bu diktatörce, bu Fenerbahçelilik değerlerinden uzak hareketlerin üstesinden gelmek için size çağrıda bulunmak istiyoruz.
Sene başından beri sayısız saçma uygulamayla karşılaştık. Önce maraton üst tribünü E blokta bileklik uygulaması başladı. Sanki tatil köyüne giriyormuşuz gibi o blokta oturan taraftarlarımıza bileklikler takıldı. Arkasından çam yarması gibi sayısız bodyguardlar dikildi kapılara, tribünlere. Bu kişilere ödenen paralar neden kulübe harcanmadı merak ediyoruz, harcanmış olsa belki de takımlarımız daha iyi durumlarda olurdu. Bunlar yanında tribüncü gözüken ama tek amacı başkan aleyhine çıkacak sesleri engellemek olan ve bir çok maça yanlarında bıçaklarla giren mafya kılıklı tipler stada sokuldu. Yetmedi, taraftarın sinmediği görülünce cezalar başladı. Hiçbir suçu olmayan kişilere maçlara girememe cezaları verdirildi. Verdirildi diyoruz, çünkü tanınan ve bilinen kişilere ısmarlama cezalar geldi. Stadta olmadığı halde ceza alan taraftarlarımız oldu. Alakasız bir şekilde deplasmanda olay çıkartma gerekçe gösterilerek cezalar verildi. Hiçbirinin kanıtı, belgesi yokken bu cezalar verildi. Mahkemelerden dönen cezalar olmasına rağmen kışkırtıcı bir şekilde üstümüze oynanmaya devam edildi. En son pazar günü oynanan maçta bu önemli maç devam ederken taraftarlarımız çağrılıp ortada hiç bir şey yokken fişlendiler.
Maç sonunda aleyhte protestolar olunca önce susturmak için stad hoparlöründen şarkılar çaldırıldı, sonra dışarı çıkmakta olan taraftarın yürüdüğü kordiroların ışıkları kesildi. Çoluk çocuk, bayanlar itiş kakış büyük bir tehlike altında çıkabildi stadtan. Bu tamamen hukuk dışı cezaları da bu uygulamaları da size şikayet ediyoruz Sayın Ali Şen !
Şimdiye kadar başkanımızdır dedik sustuk, yaptıklarına hürmeten sustuk, ama artık yeter. Emniyet güçlerini de arkasına alarak hiç bir şey dinlemeden, yasa-hukuk tanımadan gerçek Fenerbahçeliler'e olan saldırısını iyice arttıran Aziz Yıldırım'ı artık tanımıyoruz. Başkanımız diyemiyoruz, çünkü bu hareketler senelerce bizlere öğretilen Fenerbahçelilik değerlerinden tamamen farklıdır. Tek reis benim diyen başkanın, camiayı ve taraftarları birlik altında tutması gerekirken, uzlaşıcı olması gerekirken bu kavramlardan çok uzak şekilde bizlere savaş açması bizim de sabrımızı artık taşırmıştır. Şu dakikadan sonra artık Aziz Yıldırım bizim başkanımız değildir. Tribünlerde Fenerbahçemiz için olmaya, sesimizle, varlığımızla Fenerbahçemiz'e destek vermeye son nefesimize kadar devam edeceğiz. Ancak yaklaşık 750 oyumuzla kongrede kesinlikle ama kesinlikle kendisinin yanında olmayacağımızı, karşınıza kim çıkarsa çıksın, rakibi olan adaya destek vereceğimizi bildiririz.
Zaman öyle bir zaman ki Fenerbahçeliler birbirlerine düşmek üzere. Kardeş kardeşe kırdırılmaya çalışılıyor. Bunu engelleyebilecek olan tek isim sizsiniz Sayın Ali Şen. Fenerbahçeliler olarak bunu sizden bekliyoruz. Artık Fenerbahçe tribüncüleri olarak yasaların işlediği bir stadta maçlarımızı izlemek ve canımızdan çok sevdiğimiz Fenerbahçemiz'e destek vermek istiyoruz.
Bizim için aziz olan sadece FENERBAHÇE'dir.
Saygılarımızla
KFY
2 Şubat 2009 Pazartesi
100 Trilyon Dolarlık Banknot
Feto, Ergenekon, TSK
AKP yancılarının alıntı yaptığı medya kuruluşlarının aksine Dünya çapında saygı gören Jane’s Defence Weekly dergisinin çatı kuruluşu Jane’s Information Group sitesinde yayımlanan “Gülen hareketi: Türkiye’nin üçüncü gücü” başlıklı analizde, Gülen hareketinin, Ergenekon davasıyla ilişkilendirerek suçladığı Türk ordusuna sızana kadar saldırılarını sürdüreceği görüşü de vurgulandı. Gülen hareketinin kurduğu örgütler ve ağlar sayesinde milyonlarca doları kontrol ettiğine işaret edilen değerlendirmede, hareketin televizyon kanalları ve gazeteleri gibi modern iletişim araçlarıyla küresel alanda nüfuzunu kullandığı belirtildi.
Yazıda başa geldiği tarihten bu yana AKP’yi desteklemiş olan Gülen hareketinin AKP ile özdeşleştirildiği oysa iki siyasi güç arasında ideolojik bir yarış olduğu öne sürüldü. Analizde şöyle denildi: “Hem AKP hem de Gülen cemaatinin muhafazakâr değerleri ve İslamla politikanın birleştirilmesini savunmasına karşın bunlar yarış eden siyasi örgütler.”
Türkiye’de iktidarda kalma hedefinin AKP ve Gülen cemaatini “kazançlı bir ittifak” içinde tuttuğu ifade edilen yazıda, AKP’nin cemaat üyelerini kilit bürokratik görevlere getirdiği ve cemaatin örgütlerini koruduğu vurgulandı.
Cemaat üyelerinin bakanlıklar da dahil omak üzere hükümet içinde önemli görevlere geldiğine dikkat çekilen analizde Gülen hareketinin Türk polis teşkilatı ve istihbarat kanadında da nüfuza sahip olduğu ifade edildi.
Değerlendirmede Gülen hareketinin polis gücü ve bürokrasi içinde varlığına karşın Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) içinde irtica ile mücadele politikası sonucu yer edinemediğine işaret edildi. Yazıda, TSK’nin bu tutumu nedeniyle Gülen hareketinin kontrolündeki medya yoluyla orduya saldırmaya başladığına vurgu yapıldı.
Gülen medyasının emniyetten sızdırılan bilgilerle orduyu Ergenekon davasıyla ilişkilendirerek TSK’ye yönelik suçlamaları “göze çarpan bir biçimde” yayımladığı da belirtildi.
Yazıda “Öyle görünüyor ki Gülen cemaati Türkiye’de daha fazla paya sahip olmak istiyor. Hareket kendi üyelerini ve yandaşlarını orduya sokana kadar TSK’ye güçlü bir biçimde karşı koymayı sürdürecek” denildi.
Gülen hareketinin güçlü bir siyasi partiyle ilişkilerin yararlarını düşünerek AKP’yi desteklemeyi sürdüreceği görüşü de belirtildi. Yazıda Türkiye’nin “İslamcı blok” ve “laik blok” olarak iki kutba ayrıldığı görüşüne karşın Türkiye’nin AKP, TSK ve Gülen hareketiyle üçe ayrıldığını düşünmenin daha yararlı olacağı savunuldu.
Gülen hareketine yönelik “Türkiye’de en iyi ötgütlenmiş taban hareketi” nitelemesinin getirildiği analizde, “Gülen hareketi Türk siyasetinin etkin bir üçüncü gücü ve önümüzdeki yıllarda dünya bunu çok duyacak” denildi.
Günaydın
ABD’nin en saygın gazetesi Washington Post, dünyadaki 50’den fazla Müslüman ülke arasında Türkiye’nin Batı açısından özel bir konumu bulunduğunu belirterek, AKP döneminde Türkiye’nin bu özelliğini kaybetmekte olduğunu ve “Muhtemelen yeni Başkan Obama’nın gözde Müslüman ülkesi” olmayacağını yazdı.Washington Enstitüsü Yakın Doğu Araştırmaları Kıdemli Uzmanı Soner Çağatay’ın imzasıyla yayınlanan yazıda, Türkiye’nin bir NATO müttefiki, Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülke, liberal bir demokrasi ve İsrail ile ilişkileri olan Müslüman bir ülke olduğu hatırlatılarak, AKP döneminde ülkenin bu özelliklerini kaybetmekte olduğu ileri sürülerek şöyle devam edildi:
“Liberal politikalar bir bir kayboluyor. AB üyelik görüşmeleri durmuş durumda. İran gibi Batı karşıtı devletlerle bağlar güçlenirken, İsrail ile ilişkiler zayıflıyor. Başbakan Erdoğan son olarak da İsrail Devlet Başkanını insanları öldürmekle suçlayıp toplantı terk etti. Türkiye böyle giderse Başka Obama’nın gözde Müslüman ülkesi olamayacak.”
AB yolunda Fransa gibi ülkelerin engellemesinin doğru olması rağmen, sorunun bir o kadar da AKP’nin liberal değerlerden uzaklaşması olduğu savunulan yazıda, AKP’nin altı yıllık bir iktidar döneminden sonra Türkiye’yi artık daha az özgür, daha az eşit bir ülke yaptığı ve medyadaki engelleme girişimleri ile kadın-erkek eşitliğinde yaşananların bunun göstergesi olduğu öne sürüldü.
AKP’nin 2007 yılındaki çıkardığı internet yasasına dayanarak YouTube adlı siteyi kapatan tek Avrupa ülkesi olduğu belirtilen yazıda, BM Kalkınma Programı’nın yaptığı bir araştırmaya göre kadın-erkek eşitliğinde Türkiye’nin 2002’de 63. sırada iken bugün 90. sıraya düştüğü vurgulandı. Yazıda, Türkiye’nin, kadınların siyasi, ekonomik ve toplumsal olarak Suudi Arabistan’ın bile gerisine düştüğü belirtildi.
Türkiye Ligi
"Türkiye ligi her ne kadar 34 haftadan oluşuyorsa da,aslında bir sezon boyunca her takımın iki kere Fenerbahçe ile karşılaştığı bir süreçten ibarettir"Nihat GENÇ
Her takımın Fenerbahçe'ye karşı en iyi oyununu sergilemesi, Anadolu deplasmanlarında en dolu tribünlerin ve en pahalı biletlerin Fenerbahçe maçlarında olması, Fenerbahçe'yi seven ya da Fenerbahçe'nin kardeş takımı diyebileceğimiz, kriz anında Fenerbahçe'ye destek olan ya da birlikte haraket ettiği sadece bir takımın dahi Süper Lig'de olmaması, Fenerbahçe'yi Fenerbahçe'li den başka kimsenin sevmemesi, bir Beşiktaş'lının veya Galatasaray'lının Fenerbahçe maçlarında her şartta ne olursa olsun Gs'lının Bjk'yi Bjk'linin Gs'yi desteklemesi, bir Trabzon'lunun Fener şampiyon olmasında kim olursa olsun daaa demesi Nihat Genç'in sözlerinin doğru olduğunun birer kanıtıdır. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Tek gerçek şu ki Türkiye'nin en büyük camiasıyız. Her zaman tek başımıza,her zaman en yukarıdayız. İndirmeye kimsenin gücü yetmese de, cümle alem birlik olup tırmalamıyor değil Kanarya'mı, ama tabi ki boşa, hepsi nafile, herzaman heryerde en büyük Fenerbahçe, zaten bu yüzden değil mi bu tantana. Asla ama asla Fenerbahçe kadar büyük olamazsınız. İslam Çupi'nin şu sözlerini kimse unutmasın "Şampiyon olmak mümkün,Fenerbahçe olmak imkansızdır ... "
Nostalji..
Meşhur Chelsea maçı öncesi.."Yensen Yenilsen" kısmından sonra Chelsea taraftarının şaşkınlığına dikkat.
1 Şubat 2009 Pazar
Ahmet Davutoğlu ve AKP Dış Politikası
Başbakan Erdoğan’ın başdanışmanı Profesör Ahmet Davutoğlu AKP’nin hem ideologu hem de dış politika yapıcısı...AKP iktidarı bir taraftan Arabizan bir İslam yorumunu empoze ederek Türkiye’nin içini Ortadoğululaştırırken, diğer yandan da Türk dış politikasını Ortadoğululaştırıyor. Entegrasyonun âlâsı AKP politikasının bu iç ve dış boyutları arasında kurulmaktadır.
Davutoğlu, AKP’nin dış politikada bir “rejim değişikliği” uyguladığını yazınca kızıyor. Hiç kızmaya hakkı yok. Son Gazze krizindeki performansları bir fiyasko olarak kayıtlara geçse de aslında tuttukları yolda aşama kaydetmişlerdir.
AKP’nin Hamas fanatizmi, Türk dış politikasının Batı/AB boyutunu nasıl destekleyecekmiş? Bunun neresi “entegre dış politika”?
Asıl yapılması gereken, Batı ittifakının üyesi olarak kalmaya kararlı bir Türkiye’nin AB’ye üyelik hedefine odaklanmış dış politikasıyla, içeride sürekli kılacağı demokratikleşme ve modernleşme hamleleri arasında bir entegrasyon sağlamaktır.
Türkiye hem içerde, hem dışarıda AB’ye odaklanmadıkça zaten AB üyesi olamaz.
AKP, AB üyeliği hedefine odaklanmış olsaydı, bu iktidar Anadolu’da baskıcı bir dinci muhafazakârlığı hâkim kılmaz, bir Başbakan da basına boykot çağrıları yapmazdı.
Egemen Bağış’ın başmüzakereci atanması üzerine Polyannacılık oynamaya başlayanlar Davutoğlu’nun etki ve söylemini iyi incelesinler...
Türkiye’nin yapıcı bir rol oynayabilmesi için demokrasisini evrensel normlarda kökleştirmesi gerekiyor. Ama “demokrasi” Davutoğlu’nun söyleminde bir paradigma olarak yer almıyor. Demokrasi onun dünyasında bir dış faktör.
Davutoğlu Türkiye’nin Batı’dan yana yapmış olduğu tercihi “tek yönlülük” olarak eleştiriyor. AKP daha iktidara gelmeden yayımladığı başyapıtı “Stratejik Derinlik”te, “Tek yönlü ve tek eksenli bir iç siyasi kültür ve buna bağlı bir dış politika yapımının oluşması Türkiye’nin çok yönlü tarihi tecrübe birikimini yeterince değerlendirebilen ve farklı senaryolara uyum gösterebilen bir siyasi ve diplomatik tavır geliştirebilmesini engellemektedir” diye yazmış.
O engel artık ortadan kalkmış olmalı ki, heveskâr AKP diplomasisi Ortadoğu’nun neresinde bir çıngar kopsa aktörlük fırsatı çıktı sanıp üzerine balıklama atlıyor.
Davos Fatihi Küçük Enişte
Yıllardır Ortadoğu'da ABD-İsrail ortak projesinin bir numaralı taşeronluğunu yapmaktan olan başbakanımız Davos'ta Hem İsrail'e hem de moderatöre gerekli dersi verdi! Evet, yaptığı çıkış sadece o oturum çerçevesinde bakıldığında haksız değildi ve yerindeydi, ama olaya geniş açıdan bakınca resmen bir "küçük enişte" vakasıyla karşı karşıyayız diyebiliriz. Üstelik bu çıkışı yaparken Hamas-PKK arasındaki benzerliği önemsememesi, ülkeyi uluslararası alanda küçük düşüren pekçok olayda ve yine ülkede masum insanlar ölürken hiç böyle tepki göstermemesi işin absürtlüğünü daha iyi ortaya koyuyor.İşin daha komik kısmı Tayyip Türkiye'ye döndükten sonra başlıyor. Kraldan çok kralcılar kendisini Avrupa Şampiyonu olmuş gibi karşılamaya gidiyor, metrolar gece 3'e kadar bedava çalıştırılıyor. Tayyip medyası olayı cilalıyor da cilalıyor, kahramanlaştırırken sanki Dünya'nın yeni lideriymişçesine lanse edilip tabiki yerel seçimler için propaganda aracı olarak kullanılıyor.
Vallahi pes!
Bahsi geçen küçük enişte vakası için:
Araagonees Laylalaylaylay
Konu Aragones olunca, insanlara şans verilmesi gerekiyor bence. Aragones bu yıl başarılı olmayabilir, ama sağlam bir takım kurup sonraki yıl bir şeyler olabilir. Aslında gelecek sene dahi bir şeyler olmasa bile sabredilmesi gerekir, bir sistemi oturtmak kolay değil. Bu kadar kolay olmamalı, bir yıl, iki yıl, üç yıl sabredilmeli bence. Bu bir futbol kültürüdür. Neticesinde başarı dördüncü yılın sonunda da gelmeyebilir, bu bir sabır oyunu. Ferguson 25 senedir Manchester United'ın başında. 4 yılı geçtim, bir insan 10 yıl hiç başarılı olamasa bile 11. yılda ne yapacağı hiç ama hiç belli olmaz. Ben Fenerbahçe'nin önünü açık görüyorum, açık konuşmak gerekirse. Ha başarı 10 senede de gelmeyebilir, peki tamam. O zaman 15. seneyi kendine hedef, amaç edineceksin. Bekleyeceksin abicim, öyle bu işler kolay işler değil. Bir Ferguson kolay olunmuyor. Adam Beckham'ın kafasına ayakkabı fırlattı valla zamanında.
29 Ocak 2009 Perşembe
Basın Toplantısı
28 Ocak 2009 Çarşamba
25 Ocak 2009 Pazar
24 Ocak 2009 Cumartesi
Darbe İdman Yurdu
Susurluk’ta tüm ulus karşı tavır almıştı. Türkiye birlikte karşı tavır almıştı. Tüm Türkiye’de aynı saatte ışıklarla mesaj veriliyordu.Ortak slogan “Susurluk’tan sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” idi.
Susurluk’a karşı ulusal tepki ortak yürek atışımızdı. Karanlığa karşı omuz omuzdaydık.
Peki... “Ergenekon’da neden böyle değil?”
Bu sorunun altını çizerek kendimizi defalarca sorgulamalıyız. Özellikle Ergenekon sürecinin arkasındaki hukuk ötesi güçler o sorgulamayı yapmalılar.
Neden?
18 Ocak 2009 Pazar
17 Ocak 2009 Cumartesi
13 Ocak 2009 Salı
10 Ocak 2009 Cumartesi
Moby - Extreme Ways

Extreme ways are back again
Extreme places I didn't know
I broke everything new again
Everything that I'd owned
I threw it out the windows, came along
Extreme ways I know
Will part the colors of my sea
perfect colored me
Extreme ways that help me
That Help me out late at night
Extreme places I had gone
But never seen any light
Dirty basements, dirty noise, dirty places coming through
Extreme worlds alone
Did you ever like it then?
I would stand in line for this
There's always room in life for this
Oh baby, oh baby
then it fell apart, it fell apart
Oh baby, oh baby
then it fell apart, it fell apart
Oh baby, oh baby
then it fell apart, it fell apart
Oh baby, oh baby
like it always does, always does
Extreme sounds that told me
They helped me down every night
I didn't have much to say
I didn't give up the light
I closed my eyes and closed myself
And closed my world and never opened up to anything
That could get me at all
I had to close down everything
I had to close down my mind
Too many things could cut me
Too much can make me blind
I've seen so much in so many places
So many heartaches
So many faces
So many dirty things
You couldn't even believe
I would stand in line for this
It's always good in life for this
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










